ZAAS SUMMER 2017 WORKSHOP 2: LA SALITA

ZAAS 2017 YAZ ATÖLYESİ 2: LA SALITA

La Salita, mevcut tarihi dokuya eklemlenen çağdaş bir kontrast olarak tasarlandı. Bu kontrast, eskiye saygılı olmakla birlikte, yeni şeyler söylemeyi de amaçlayan bir dil yaratımı olarak ele alındı. 

Katılımcılar: Ayça Taylan, Zeynep Şankaynağı, Tarık Keskin, Naz Lale, Tamer Kumaş

 

Çalışılan alana çağımızı yansıtan strüktürler eklenmesi ile iki dönem arasındaki mimari farklılığın altı çizilerek oluşturulan kontrast, yalnızca teknolojik bir ayrışma olarak değil, formdan gelen bir yeniliği de içinde barındıran bir olgu olarak planlandı. Yüksek bir dağın tepesinde konumlanan kalenin güçlü etkisinin dinamizm ile zenginleştirilmesi düşünüldü. Bunun için, monolitik biçimlerden kaçınılarak mümkün olduğunca birbirinden kopuk olarak tasarlanan hafif strüktürler, alanın coğrafi özellikleri de göz önünde bulundurularak organik biçimde konumlandırıldı. Takımyıldızlardan esinlenilerek oluşturulan yerleşim planı, gökyüzü haritasının yeryüzündeki bir izdüşümü olarak yorumlandı.

Temel sirkülasyon hattı olarak çalışan mevcut patika, Skylounge ve konaklama işlevlerini birbirinden ayıran ana aks olarak ele alındı. Kaleye en yakın kısımda konumlanan ve tarihi yapıya eklemlenen çağdaş bir kule olarak tasarlanan Skylounge birimlerinin tarihi yapı ile fiziksel teması bulunmamasına ve üst kotlarının mevcut kotları aşmamasına özen gösterildi. İşlevsel olarak ayrışan tüm birimler, organik ulaşım aksları ve maksimize edilmiş vistalara sahip teraslar arasında yer alan birbirinden kopuk birer kapalı alan olarak tasarlandı. 

Bir araya geliş biçimleri ile farklı nitelikte hacimler oluşturması planlanan modüllerden meydana gelen ve doğanın içinde kaybolması amaçlanan konaklamalar, kütlesel ve işlevsel olarak göğe doğru yönlendirilerek iç mekanların maksimum gökyüzü perspektifine sahip olması planlandı.

Mimari ve Spiritüel Yükseliş

Proje, yüksek kottaki gözlem kulesi ve alçak kottaki meditasyon terası arasındaki işlev örgüleri ile şekillendi. Bu iki kotun kale ve doğayı birbirine bağlayan dikey bir aks olarak çalışması planlandı. Aksın akış senaryosu, en yüksekteki gözlem alanlarından aşağı inen hat boyunca çeşitli işlevlerin, doğa ile bir olma olgusunun yorumlandığı meditasyon terasında son bulması olarak tasarlandı. Gözlem alanları gökyüzü ile ilişkiyi temsil ederken; tüm manzaraya hakim teraslar ve sirkülasyon alanları ile ulaşılan meditasyon kısmı ise diğer tüm fonksiyonlardan en uzak noktada ve arazi içine gömük olarak, doğa ile bütünleşme tecrübesinin hissedilebileceği bir alan olarak düşünüldü. Ana aks etrafındaki işlevsel kurgu, maksimize edilmiş kamusal teraslar ve ulaşım kanalları ile çevrenin her adımda algılanabilmesine olanak sağlayacak şekilde biçimlendirildi.