Doğaya Reverans

2019, Torino

Young Architects Competition - 3.'lük ödülü

Program: Spor Merkezi

Tasarım: ZAAS & Yerce Mimarlık 

Yıl: 2019

Durum: Yarışma Projesi

Ekip: Nail Egemen Yerce, Ayça Taylan, Ege Barkın Tekkökoğlu, İbrahim Beqiri, Nur Gülgör, Özgür Bulut Gümrükcü

Modern medeniyetin erken aşamalarında olimpiyatın ünlü sloganı olan ‘Citius, Altius, Fortius’ - Daha Hızlı, Daha Yüksek ve Daha Güçlü, insanlığın çeşitli inşaa faaliyetleri ile benzer şekilde doğayı fethetmeye karşı olan bastırılamaz hırsını yansıtan ifadelerden biri olarak yorumlanabilir. Bunun sonucunda ortaya çıkan hızlı kentsel değişimlere karşı ise insanoğlu ve doğa arasında daha uyumlu bir ilişkiye ihtiyaç var. Avrupa’nın ilk ve en yeşil spor alanı olması beklenen ‘Sport Citadel’ / Spor ve yaşam merkezi, doğaya bir reverans yaparak; insanlar, hayvanlar, bitkiler ve diğer canlı türleri için eşit koşullarda bir yaşam alanı sunmayı hedefliyor. Hareket ve sürekliliğin doğayla uyum içinde tasarlandığı öneride; mevcut bataklık alanın, yeni bir spor ve yaşam merkezine dönüşerek; atletlerin, sporcuların ve her yaş grubundan bölge sakinini ağırlanması planlanıyor.

Spor ve yaşam merkezi, çevresindeki Alplerden esinlenerek, kendi topografyasını yeniden yorumluyor. Mimari yapılar, katı birer kütle olmaktan çıkıp; insanların içinde, altında, üstünde hareket edebildikleri bir topografyaya dönüşüyor. Tasarım, binaların çatılarının; açık spor sahaları, oyun parkları ve konser alanları gibi farklı kullanımlara sahip, erişilebilir kamusal alanlara dönüşmesine imkan tanıyor. İnsanları koşmaya, tırmanmaya ve yuvarlanmaya davet ederken, insanların bu alanlarda deneyimledikleri mimari ve doğa ile daha yakından bağ kurmalarını mümkün kılıyor. Çatılarda güneş panelleri ile güneş enerjisinden maksimum derecede faydalanılabilirken, önerilen farklı tür bitkiler ile de biyo - çeşitlilik sağlanıyor. Yağmur suyunun toplanarak, efektif kullanımı öneriliyor.

Kapalı arena, spor müzesi, otel, atölyeler, kapalı ve açık spor sahaları, sınıflar ve konut alanlarını içeren merkezin; yarattığı mimari peyzaj ile hareketin sürekliliğini sağlaması ve toplumsal farkındalık yaratarak, spora teşvik etmesi amaçlanıyor. Misafirler, spor ve yaşam merkezine girdiklerinde ilk olarak müze ile karşılaşıyorlar.

Misafirlerin arenaya ve otele doğru olan güzergahlarında, çeşitli kapalı spor alanları ile birlikte dükkanlar, atölyeler ve sınıflar yer alıyor. Önemli maç ve yarışmaların yapıldığı kapalı arena ya da ‘Red Bubble’ / Kırmızı nokta ise, spor ve yaşam merkezinin röper noktası olarak ortaya çıkıyor. Üzerinde yer alan çatı ışıklıkları; doğal ışığın içeri girmesini ve görsel devamlılığı sağlıyor. Yapı, üzerinde barındırdığı tribünler ile olimpik atletizm pistine doğru yöneliyor; en büyük açık ve kapalı spor alanı ile birlikte bir bütünü oluşturuyor. Kapalı arenanın yanında konumlanan otel, doğaya ‘reverans yaparak’, çatısında açık spor ve rekreasyon alanları sunuyor. Benzer mimari dil ile tasarlanan konut alanları da, Mappano içinden geçen yol ile diğer işlevlere bağlanıyor; doğanın ve programın devamlılığı sağlanıyor.

Sporun ve insan vücudunun akışını ve dinamizmini yansıtan tasarım; kent ile doğanın, geçmiş ile geleceğin, mimari ile peyzajın, bilimin, kültürün ve sporun sentezini yaratmayı hedefliyor.

https://www.youngarchitectscompetitions.com/competition/sport-citadel#winners

Devamı...